Şu anda okunan
Haşimoto (Haşimato) Nedir?

Haşimoto

Türkiye’de tiroit hastalıkları çok yaygın. Neredeyse nüfusun yarısında tiroide bağlı hastalıklar söz konusu. Özellikle de Haşimoto’yu çok sık duymaya başladık.

İç hastalıkları uzmanı, çok değerli ve dünya iyisi doktorumuz Haşmet Pamuk ile triot konusunda bir sohbet gerçekleştirdik.

Bu arada öğrendik ki Haşimato olarak her yerde geçen hastalığın gerçek adı Haşimoto. Japon doktor Hakaru Haşimoto’dan ismini almış. Bu bilgiyi sizlerle de paylaşmak isteriz.

Tiroit konusu çok geniş ve buna bağlı hastalıklar çeşitli. Bu yazımızda daha çok Haşimoto üzerinde durduk. Tiroit konusunu yazmaya devam edeceğiz.

Keyifle okumanız ve faydalanmanız dileğiyle.

Hocam Haşimoto’ya geçmeden önce tiroit ile ilgili biraz sohbet etmek istiyoruz. Tiroit sorunları Türkiye’de neden çok yaygın?

Evet, Türkiye’de tiroit hastalığı gerçekten çok yaygın. Türkiye’yle birlikte toplam üç ülke var; Japonya, Almanya ve Türkiye.

Bunlara şöyle yaklaşabiliriz. Japonya’da malum istenmeyen iki atom bombası olayı var. Bunun yarattığı radyoaktivite insanların tiroidini etkilemiş. Orada bu yüzden çok fazla gözüküyor.

İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Haşmet Pamuk

Almanya’da ikinci dünya savaşı öncesinde iyot eksikliğinden kaynaklanan büyük bir guatr, nodül hadisesi.

Türkiye’de de çeşitli faktörler var. İyotun fazla olduğu, az olduğu durumlar ve beslenmeye bağlı (Karadeniz gibi beslenmeye bağlı) guatrojen dediğimiz yani guatr yaratan beslenme faktörleri söz konusu. Türkiye’de genetik birçok faktör var.

Bu üç ülke ama dünyada tiroit hastalıklarının en fazla görüldüğü ülkeler olarak bilinmekte. Bu şekilde yaklaşabiliriz.

O zaman tiroit ile ilgili hastalıklar genetiktir diyebiliyor muyuz?

Diyemiyoruz. Genetik olanlar var. Bazı tiroit kanserleri var mesela genetik özelliği var. Tiroit medüller kanseri gibi.

Dışarıdan bir takım faktörlerin yarattığı (radyoaktivite gibi) vücuda tesir eden faktörler sonucunda olanlar var. Beslenmeye bağlı olanlar var. Bir de otoimmun yani kendi bağışıklık sistemimizin kendi organını, bu durumda tiroidi, yabancı olarak kabul edip ona karşı saldırmasıyla oluşan durumlar var. Haşimoto tiroidi bu bağlamdadır mesela.

Çeşitli faktörler var, tek başına genetik tek başına dış faktörler diyemeyiz. Tiroit multifaktöriyel bir dünyadır. Çeşitlidir, hastalığına göre yorumumuz değişir.

Aslında benim TSH değerlerim normal olmasına rağmen siz ultrasonla bir bakılması gerektiğini söylemiştiniz. Ve gerçekten de alınması gereken bir nodül çıktı. Şimdi bana herkes diyor ki ne rahatsızlıkla gittin? Ne oldu da nodül tespit edildi? İnsanlar TSH’ına baktırıyor ama neden gidip durup dururken ultrasonla baktırsınlar ki?

Çünkü bizim ülkemize mahsus bir durum var. Bizim ülkemiz demin saydığım gibi tiroit ülkelerinden bir tanesi. Dolayısıyla biz genel sağlık kontrolü yaptırırken tiroidi bir baz olarak aldık.

Tiroide de iki açıdan bakmak lazım. Bir tiroidin işlevi, çalışıp çalışmaması. Bir de mimarisi. Bu ikisini beraber araştırdığımızda tiroidin ultrasonla kumaşının görülmesi, dolayısıyla bir nodül var mı, guatr var mı? Ve kan tahlillerinde de işlevinin görülmesi söz konusu.

Bunların ikisi birbiriyle bağlantılı olmayabilir. Yani nodülün vardır ama tiroidin normal çalışıyordur. Tiroit çok kötü çalışıyordur az veya çok ama nodülün yoktur. Veya ikisi birden vardır. Veya ikisi birden yoktur. Dolayısıyla tiroide hem işlevsel hem de anatomik olarak, mimari olarak bakmak özellikle bizim ülkemiz ve diğer saydığım iki ülke için çok geçerli bir genel sağlık taraması ögesidir.

Tiroit iltihabın vardır boğazın ağrıyordur. Veya guatrın olmuştur eline nodül geliyordur. Veya tiroidin az çalışıyordur yorgunsundur, sırtın ağrıyordur, şişmanlamışındır. Veya çok çalışıyordur aşırı iritasyon vardır, terlemen vardır, elin titriyordur. Yani yine vakaya göre araştırmalar değişse de Türkiye için benim hekim olarak önerim insanların senede bir kez en azından tiroitlerine ultrasonla mimari açıdan bakmaları, yine bir kez tsh ve serbest t4 ile başta olmak üzere tiroit fonksiyonlarını kanda görmeleri. Bu önemlidir bizim ülkemiz için.

Peki özellikle kadınlar mı?  

Kadınlarda biraz daha fazla görülse de Haşimoto kadında da erkekte de olabilir. Genç yaşta da olabilir. Ama genellikle bizim gördüğümüz vakalar yirmi beş yaş sonrasındaki vakalar oluyor. Sadece haşimoto olarak değil de genel tiroitle ilgili bütün hastalıklar için aslında kadın erkek herkes için geçerli.

Kadınlarda biraz daha fazla bizim ülkemizde. Sonuç olarak biz her iki cinse de aynı checkup‘ı yapıyoruz. Onu yapmadan geçmek benim için bir eksiklik hissi yaratıyor.

Oksidatif Stres diye bir kavram duymaya başladık. Doktorlar da bunu kullanıyorlar. Bu Oksidatif Stres nedir ve nasıl tiroit hormonunu etkiliyor?

Oksijen radikalleri dediğimiz böyle yarım kalmış oksijen molekülleri var. Bunları yaratan birçok faktör var. Mesela egzoz dumanı, sigara dumanı, doğa kirliliği, hava kirliliği, endüstri gibi. Bu yarım kalmış oksijen molekülleri ki bunlara oksijen radikalleri diyoruz. Bunlar vücudumuza girdikleri vakit çeşitli organları oksitliyorlar ve bozuyorlar. Oksidasyon ve oksidatif stres kavramı budur.

Bu bütün organları ve sistemleri olduğu gibi tiroidi de bozabilir tabi ki.

Onun için genel önerimiz; Temiz havada yaşamak, sigara içmemek, kirli besinler, kirli endüstriyel atıklarla karıştırılmış besinler yememek.

Oksidatif stres vücutta da oluşuyor. Yani vücut kendi işlemleri çerçevesinde de bir takım oksijen radikalleri oluşturuyor. Ama düzenli bir metabolizma, vücudun kendi detoks sistemi bunları dışarı atmaya yarıyor. Ama ekstradan dışarıdan da oksijen radikalleri almak kabul etmediğimiz bir şey.

Onun için diyoruz sigara içmeyin, aşırı alkol kullanmayın, endüstriyel besinler kullanmayın. Arı besinler kullanın, besinleri iyi yıkayın, gereksiz ilaç kullanmayın, spor yapın. Bunların hepsi oksidatif stresi azaltmaya yönelik önlemler.

Haşimoto Nedir?

Özellikle Haşimoto çok yaygın bir hastalık. Bu hastalığı bize biraz anlatır mısınız hocam?

Şimdi; haşimoto ismi bir Japon doktordan kaynaklanıyor. 1910’larda zannedersem Tokyolu bir doktor Hakaro Haşimoto. Bu hastalığı tarif etmiş. Aslında bu hastalıktan öte bir olay. Vücut kendi tiroit dokusunu yabancı bir doku olarak kabul edip ona karşı antikor oluşturuyor. Yani bir nevi savunmaya geçiyor. Biz buna otoimmunite diyoruz. Yani vücudun kendi dokusuna karşı bağışıklık oluşturmak. Bu tiroitte gerçekleştiği vakit tiroit dokusunda hasar meydana geliyor. Bir iltihap meydana geliyor.

Antikorlar gidiyor tiroidi, kendi dokusunu zedeliyor. Bunun sonucunda tiroit fonksiyonunda kayıplara uğruyor. Yani bir üniteyi siz az çalışır hale getiriyorsunuz. Dolayısıyla bunun sonucunda en fazla karşılaştığımız durum haşimoto tiroidi sonucunda yani bu yıkım sonucunda tiroidin az çalışması söz konusu oluyor. Yani hipotiroidi olayı. Dışarıdan eksik olan hormonu vermek suretiyle hasta uzun süre muhtemelen hayat boyu tiroit hormonu alarak bu durumu dengeliyor.

Bunun belirleyeci unsuları var. Bu olayın olup olmadığını yine demin sorduğunuz üzere tiroit ultrasonunda belli bir patern vardır. Görünüm paterni. Haşimotoya işaret eder. Tiroit böyle yamalı bohça gibi görünür. Ve bazı belirleyicilerle de Haşimotoyu tespit ederiz. Yalnız bu tabi Japonca bir ad veya bir hastalık adı. Durumun vahametini arttırmaz. Sonuçta bu bir tiroit hormonu azlığıdır ve bunu dışardan verdiğimiz hormonla dengeleriz. Maksat tanıyıp tedavi etmek. Türkiye’de çok fazla, Japonya’da çok fazla, Almanya’da çok fazla. Dünyanın her yerinde var ama bu üç ülkede genellikle daha fazla gözüküyor.

Haşimoto hastalığının belirtileri nelerdir?

Önerilen İçerik


Haşimoto tiroidi belirti vermeden seyredebilir. Yani böyle büyük bir iltihap belirtisi olmayabilir. Bazı vakalarda tiroit ani bir reaksiyonla bütün hormonunu dışarı atıyor ve hipertiroidi yani bitoksik tabloyla hasta gelebiliyor. El titremesi, çarpıntı, ishal vs.

Bazı vakalarda da çoğunlukla hiçbir belirti vermeden olabiliyor. Genellikle senelik checkup’larla tesadüfen rastladığımız durumlar oluyor.

Ama hipotiroidi yani az çalışmaya girildiyse hasta bu sefer yorgunluk, sırt ağrısı, gözlerde şişlik, atalet, isteksizlik, depresif mod gibi belirtileri de olabiliyor. Dolayısıyla taramanın çok büyük önemi var bizim ülkemizde. Böyle tesadüfen bulduğumuz vaka çoktur.

Haşimotoyla hipotiroidi aynı şeyler değil. Haşimoto hastalığın adı. Hipotiroide giden yollardan bir tanesi. Hipotiroidi bir sonuç. Ama haşimoto olmadan da hipotiroidi olabilirsin başka nedenlerle. Haşimotonun ama büyük bir çoğunlukla sonu veya vardığı nokta hipotiroidi yani tiroidin az çalışması oluyor.

Tedavi görülse de mi?

Tedavi dediğimiz şey eksik olan hormonu dışardan yerine koyduğunuzda diğer insanlar gibi siz de normal hayatınızı sürdürebilirsiniz. Tiroit hiç çalışmıyor değil çünkü.

Haşimoto olarak tanısı konan ama hormon kullanmaya mecbur olmayan insanlar da var. Yani tiroit bir ünite. Çalışan bir ünite. Bunun bir kısmını zedeliyor olay. Onda geri kalan doku gerekli hormonu ürettiği için ilaç kullanmak zorunda kalmayabiliyorsunuz. Ama çoğunlukla ilaca muhtaç oluyor insanlar. Ve bu hayat boyu süren bir hastalık olarak kabul ediliyor. Doğrudur. Ama bazı vakalarda bakıyoruz tiroit tekrar eski çalışmasını devreye sokuyor. Hormonu kesiyoruz. Sonuçta almanız gereken hormon vücutta var olan bir madde. Dolaysıyla dışarıdan normal şartlarda ve yeteri taktirde verildiğinde herhangi bir sorun yaratmaz. Yani hormon kelimesinden ve hayat boyu kelimelerinden korkmamamız lazım.

İlaç kullanıyor olabilirsin, kullanmıyor olabilirsin. Ama Haşimoto özelliğin kalır. Görüntüsü vardır bu olayın yani bu iltihabı yaşamışındır, izi kalır.

Tiroit hastaları için bazı beslenme önerileri

  • Dışarıdan gerekli vitaminlerin almak
  • Sebze ve meyveyi yeterli tüketmek
  • Et olarak daha çok balık tüketmek
  • Çok fazla kızartma füme veya şarküteri yememek
  • Omega3 kaynakları olan ceviz badem fındık balık yağı gibi ürünlerin yeteri kadar tüketmek
  • Bol su içmek.

Peki son zamanlarda bütüncül yaklaşımla haşimoto hastalığının düzenlenmesi söz konusu. Beslenme yardımıyla, mineral ve vitamin takviyeleriyle. Sizce bu mümkün mü?

Tıpta daima vizyonel olmak lazım. Mümkün olabilir. Ancak şu an bilimin geldiği nokta itibariyle eğer haşimoto ve buna bağlı olarak tiroit hormonu eksikliğiniz varsa kitabi konuşmak gerekirse dışarıdan hormonu yerine koymak lazım. Ama demin konuştuğumuz gibi oksidatif stresi azaltan bazı vitaminleri selenyumu özellikle vererek tiroide yardımcı olabiliriz. Bunlar hep doktorların kontrollerinde alınması gereken vitaminler. Ama bunların tek başına problemi çözdüğüne ben rastlamadım. Yani glutensiz besleneyim de haşimotom ortadan kalksın böyle bir şey bilmiyorum açıkçası.

Beslenme olarak ne önerirsiniz peki?

Bizim tiroid hastaları için spesifik olarak şöyle beslen dediğimiz bir şey yok. Normal antioksidatif yani dışarıdan gerekli vitaminlerin alındığı, sebze meyvenin iyi tüketildiği, et olarak daha çok balığın tüketildiği, çok fazla kızartma, füme veya şarküterini yenmediği, omega3 kaynakları olan ceviz, badem, fındık, balık yağı gibi ürünlerin yeteri kadar alındığı, bol su içilen yani aşağı yukarı Akdeniz mutfağı ögelerini öneriyoruz.

Ama spesifik olarak şu hastalığa şöyle beslen yani o üzerinde çalışılan noktalar. Ama biz tiroit hormonu eksikse dışarıdan tiroit hormonunu vermeyi yeğliyoruz.

Nasıl hissettirdi?
Bayıldım
6
Beğenmedim
1
Emin Olamadım
1
Heyecan Verici
0
Mutlu
0
(2) Yorumu gör
  • Haşimoto tirodi olan ve yaklaşık 10 yıldır tedavi gören biri olarak bu kadar detaylı bilgiye sahip değildim çok açıklayıcı ve detaylı güzel bir röportaj olmuş teşekkürler.

Bir yorum bırak

Your email address will not be published.

© 2019 Kadın Gezegeni ⎪ Tüm hakları saklıdır, izinsiz kullanılamaz.

 

⬅︎