Şu anda okunan
Çocuklarda Sağlıklı Uyku Modeli Nasıl Olmalı?

Sağlıklı Uyku Modeli

Bebekler büyümeye başladıkça uykuya geçişte zorluk yaşayabiliyor. Aileler de bu geçiş esnasında farklı yöntemlere başvurabiliyor. Erken dönemde çözülemeyen uyku sorunları ileri ki dönemlerde daha ciddi sorunlara yol açabilir.

Nyx Uyku Danışmanlık’ın kurucusu Psikolog Melis Keşan’ın bu konuda çok derin ve önemli görüşlerini sizlerle paylaştığım için çok mutluyum.

Keyifle okumanız ve faydalanmanız dileğiyle.

Sağlıklı bir uyku modelini anlatabilir misiniz? Yenidoğan aşamasından çocukluk aşamasına doğru çocuğun tek başına odasında uyuma süreci nasıl olmalıdır? 

Sağlıklı uykuyu çocuğun sakin bir sinir sistemi ile kendini güvende hissederek girdiği, uyku boyunca dinlendiği (yaşına göre makul bölünmeler ile) ve gelişimi için gerekli olan fonksiyonları gerçekleştirebildiği süreç olarak tanımlayabiliriz.

Sağlıklı uyku bize beraberinde kaliteli uyanıklık ve çocuğun yaşına paralel bir gelişimi de getirir. Bunu sağlayan temel, sinir sistemimizdeki iki sistemin birbirine destek, tamamlayıcı olarak çalışması ile oluyor. Biri sirkadyen ritmimiz, diğeri ise regülasyon sistemimiz.

Psikolog Melis Keşan

Sağlıklı uykuyu bebeğin kendi kendine daldığı uyku olarak tanımlamak yanlış olur.

Tam tersine ebeveyn desteği ile sakinleşmek, bu sakinleşmeyi takiben ebeveynin bebeğinin dinginlik, güvende hissetme sinyallerini gören bir yerden daha bağımsız dalmasına aşamalı bir şekilde alan açmak daha doğru bir süreç olur.

Uyku-uyanıklık geçiş dengesi olarak özetle tanımlayabileceğimiz sirkadyen ritm zaten doğal olarak kendi kendine gelişiyor. Bu dengenin oturması için ebeveyne düşen bebeğini sinyal izleyerek, bebeğini uyku saatlerine ve ortalamalarına göre zorlamadan, kendi düzenini kurmasına destek olmak.

Regülasyon sistemi ise sinir sisteminin sakinleşebilmesi, uyku için gereken dingin hale gelebilmesi için gerekli. Bunun gelişimine de sadece uyku özelinde değil, toplam hayat ve toplam ebeveynlik kapsamında bakmak lazım.

Bir piston gibi inip çıkabilen sinir sisteminin uyaranlara cevap veren, bizi yükselten duygu ve duyumlarda aktive olan sempatik sistemi doğumdan itibaren bebekte mevcut. Ancak onu tekrar aşağı indiren, sakinleştiren parasempatik sistemi zamanla ve ilişki kurarak gelişiyor. Güven dolu, destek alınarak hayatın ilk zamanlarında yaşanan sakinleşme tecrübeleri sinir sistemini geliştiriyor, esneklik kazandırıyor. Zamanla çocuk bunu her konuda olduğu gibi kendi kendine de yapabilmeye başlıyor. Bu nedenle gerek uykuya geçişte, gerek canı acıdığında, gerek endişelendiğinde, çok heyecanlandığında ve korktuğunda, ebeveynin bebeğe/çocuğa sakinleşmek konusunda eşlik etmesi, destek olması çok önemli. Bunu sağlıkla yaşayan bebek zaten dalması için gerekli olan dingin hale geliyor ve geri kalanını zamanla kendi kendine yapabilir sinir sistemine sahip oluyor.

Yani, sağlıklı uykuyu bebeğin kendi kendine daldığı uyku olarak tanımlamak yanlış olur. Tam tersine ebeveyn desteği ile sakinleşmek, bu sakinleşmeyi takiben ebeveynin bebeğinin dinginlik, güvende hissetme sinyallerini gören bir yerden daha bağımsız dalmasına aşamalı bir şekilde alan açmak daha doğru bir süreç olur diyorum. Bu süreç de bebeğin toplam regülasyon sisteminin gelişimi ve toplam bağımsızlığı ile çok paralel ve bireysel değerlendirilmesi gereken bir gelişim konusu.

Uyku konusunda ailelerin yaptığı hatalar nelerdir?

Uyku ebeveynlerin oldukça dikkat verdiği, araştırdığı ve aslında ellerinden geleni yaptıkları en zor konulardan biri. Bu nedenle burada ortaya çıkan sorunları bir hata olarak tanımlamazdım, birer gelişim alanı olarak görürdüm. Bugüne kadarki deneyimimde bazı konulara farkındalık sağlamanın, uyku sorunlarını daha oluşmadan çözmekte ebeveynlere yardımcı olduğunu gördüm. Bunlar neler?

Birincisi, uyku psikoloji, psikiyatri ve nöroloji bilimlerinin üzerinde yıllardır çalıştığı, bilimsel olarak ele alınan bir davranış. Ancak uyku sorunlarının çözümü için çok geniş kapsamda, bu bilimlerin dışında eğitim almış uzman hizmet veriyor. Kaynaklarımızın güvenilirliği, bilginin bilimselliğine dikkat vermek ebeveynin sorumluluğu.

İkincisi, uykuyu sadece uyku düzeni olarak görmek. Oysa ki ilk soruda cevap olarak aktardığım gibi, uyku sinir sisteminin toplamı ile çok alakalı. Bir çeşit hayatın aynası. O nedenle bağlanma, gün kalitesi, fizyolojik ihtiyaçlar, sağlık, ebeveynin ruh hali gibi her şeyden etkileniyor. Bütünsel bakmadan sorunları doğru anlayamıyor ve kalıcı, sağlıklı çözümlere gidemiyoruz.

Üçüncüsü de bağlı olma-bağımsız olma-bağımlı olma gibi kavramlar konusunda kafa karışıklığı diyebilirim. Doğal ve sağlıklı her süreçte bebek önce anneye bağımlı, onunla kurduğu güven ilişkisi ile yavaş yavaş bağımsızlık sinyalleri veriyor ve bağlı olmaya geçiyor. Yemekte, motor gelişimde, sorun çözmekte, keşifte… Her gelişim adımında bağımsızlaşma önce bağımlı olmak ve güvende hissetmekten geçiyor. Ancak akabinde de ebeveynin bağımsızlığı gelişimin vazgeçilmez bir parçası olarak görmesi, sinyallerine alan tanıması ve desteklemesi de süreci tamamlıyor. Uykuda da bu böyle. Ancak temel kavramlardaki kafa karışıklığı aileleri ne yapacakları konusunda zorluyor.

Önerilen İçerik


Son olarak da tek başına ebeveynlik yapmak zorunda kalmak veya kaldırabileceğimizden fazla yükü üstlenmek diyebilirim. Aletha Solter “Bir çocuğu bir köy büyütmeli” der. Ne kadar güzel ve aslında ne kadar bizim sosyal, toplumsal kodlarımızda olan bir ebeveynlik hali bu. Ancak günümüzün ebeveyni çok yalnız ve bu nedenle de çok yorgun. Tek molası bebeğinin uykusu olan ebeveynlerin sinyali görmek, bebeğini huzurla sakinleştirmek gibi beceriler göstermesi de zorlaşıyor. Sosyal destek ağımızı kurmak, olabildiğince sorumlulukları paylaşmak ve bebeğimizin hayatına farklı bağlanma figürleri dahil etmek hem sağlıklı, hem de daha sürdürülebilir.

Yatakta saatlerce kalıp gece uykusuna dalamayan çocuklar var.  Aile bu durumda ne yapmalı? Yatakta uykuyu mu beklemeli yoksa kalkıp bir aktivite mi yapmalı?

Çocuğun uykusu var ve yatağa gidildi, ancak çocuk dalamıyor ise burada davranış olarak doğru olan onu rahatlatmaya ve dalmasına yardımcı olmaya çalışmak. Zorlanıyorsak küçük molalar almak, dengelenmek ve tekrar desteklemek. Tekrar hayata dönmek sadece çocuğun uykusunu geciktiriyor, bu da regülasyon sistemini iyice bozuyor ve zaten dalmayı da daha zor hale getiriyor. Çok yorgun ve regüle olmadan dalınan uykular daha kalitesiz, bölünmüş, zihnin yeterince dinlenmediği uykular olabiliyor. Ancak, bu tip bir durumu yaşayan ebeveynlerin o anda ne yapmaları gerektiğinden öte, bu sorun neden oluyor ona bakmaları çok önemli. Uykuyu geldiği halde dalamayan çocuğun sinir sistemi regüle olmak, sakinleşmekte zorlanıyordur. Bu da bize duygusal/duyusal birçok sorunun olabileceğine işaret eder. Böyle bir durumun geniş kapsamlı değerlendirilmesi, altta yatan ana ihtiyaç tanımlanmalı ve çocuğa/ebeveynlere daha bütünsel bakılarak destek olunmalı.

Okul çağına gelmiş ama hala anne-babası ile uyuyan çocuklar var. Bu durum çocuğun hem okul döneminde hem de ileri ki döneminde ne gibi olumsuz durumlara yol açar? 

Çocuğun okul çağında ebeveynleri ile yatıyor olması tek başına bize bilgi vermez. Bu çocuk neden gece ayrılmakta zorlanıyor, neden ayrı bir yatakta ve odada kendini güvende hissetmiyor, güven tanımı bu çocuk için ne demek gibi geniş kapsamda bakmak gerekli derim. Yani aslında çocuğun gece ebeveynleri ile yatması bize bu çocuğun güven duygusu, sosyal duygusal gelişimi, bağımsızlık ve özerkleşme süreci, ailenin çocuğa verdiği ebeveynlik desteğine yakından bakmamız için bir sinyal, bir ipucu. Bu ve benzeri alanlarda bir sorun olabilir de, olmayabilir de. Sorun varsa da erken müdehale ile çocuğun toplam güven, özgüven, özerklik gibi alanlarında desteklenmesi, ileride sağlıklı bir sosyal-duygusal gelişime sahip bir çocuk ve uzun vadede sağlıklı bir birey olması için elbette değerli.

Süre bu kadar uzadıktan sonra odaları ayırmakta zorlaşacaktır. Özellikle uzun dönem aynı odayı paylaşan çocukların odası ayrılırken nelere dikkat etmek gerekiyor? Bu durum çocuk için bir travma olabilir mi? 

Önemli olan çocuğun duygusal olarak buna hazır olması ve ebeveynlerin içinde çok doğal bir seviyede endişe barındıran gelişim adımlarında çocuklarını desteklemek konusunda ne kadar farkında ve yetkin oldukları. Zamanından önce atılan bağımsızlık adımları sadece stres yaratır ve uyumlanma gelmez. Burada da kronolojik yaş değil, duygusal olgunluktur esas olan. Çocuğun yaşı ilerlemiş ve bu geçiş yapılamıyor ise, bir önceki soruda yanıtladığım kapsamda bakılması ve daha geniş, bütünsel bir desteğin aileye verilmesi doğru olur.

Sizce yatakları ayırmakta zorlanan ebevenyler mi yoksa çocuklar mı? Özellikle anneler çok bağlandığı için yatakları ayırmak konusunda gerekli özeni gösteriyorlar mı sizce?

Her iki taraf da zorlanabilir, bu bir ilişki konusu. Bağımlı olmaktan bağlı olmaya, güvenle bağlanmakla gelen güven duygusu ile bağımsızlığa doğru ilerleme yolculuğudur büyümek ve gelişmek. Ebeveynlerin kendi bağlanma modellerine dikkat vermeleri, kendi kaygıları ile çocuklarının endişelerini ayrıştırabilmeleri, duygusal olgunluğa sahip olan yetişkinler olarak bu ve benzeri tüm gelişim adımlarında çocuklarına rehberlik etmeleri en sağlıklı süreçleri beraberinde getiriyor. Bu da önce aynayı kendimize tutmakla, ebeveynliğimizi ve belki de taa derinde kendimizi daha iyi anlamızdan, gelişime önce bizim açık olmamızdan geçiyor.

Nasıl hissettirdi?
Bayıldım
2
Beğenmedim
0
Emin Olamadım
0
Heyecan Verici
0
Mutlu
0
İlk yorumu sen yap

Bir yorum bırak

Your email address will not be published.

© 2019 Kadın Gezegeni ⎪ Tüm hakları saklıdır, izinsiz kullanılamaz.

 

⬅︎