Now Reading
Doğumdan Sonra Migren Ağrısı Neden Olur?

Doğumdan Sonra Migren Ağrısı Neden Olur?

Migren

Migren

Doğumdan bir süre sonra stress gibi faktörlerin de etkisiyle migren ağrısı yaşamış biri olarak bu konuda bir röportaj gerçekleştirdim. Migren ağrısı gerçekten çok zor bir süreç ancak çok şükür ki farklı tedavi yöntemleri bulunuyor. Doğumdan sonra migren ağrısı neden olur? Osteopati nedir? Migrenin çözümü nedir?

Bu soruların hepsini Fizyoterapist, Osteopat İlbilge Cebeci Yılmaz‘a sorduk. Çok önemli bilgiler verdi.

Hamilelik ve doğum kişiye özel çok hassas konulardır. Bu gibi durumlarda mutlaka kadın doğum doktorunuzu dinlemeniz gerekmektedir.

Keyifle okumanız ve faydalanmanız dileğiyle.

Fizyoterapist İlbilge Cebeci Yılmaz
Fizyoterapist İlbilge Cebeci Yılmaz

İlbilge Cebeci Yılmaz Kimdir?

Fizyoterapist (Hacettepe Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon mezunu) ve  Osteopat.

Psiko Nöro İmmünoloji Uzmanı. Pilates ve Yoga, Scroth (Skolyoz) Eğitmeni.

“Hamilelik sırasında hormonlar değişiyor, eklemler daha genişleyip esnek hale geliyor, kaslara çok iş düşüyor.”

Doğumdan sonra migren ağrısı neden olur? 

Migreni de diğer hastalıklar gibi bütünsel olarak ele almak lazım. Her doğum sonrası bu gibi ağrılar söz konusu olacak diyemeyiz.

Omurgamızda en fazla yük aktarımı olan geçiş bölgesindeki omurlarda ya da eğriliklerin (çukurların) tam ortasında kalan omurlarda kuvvet yükü arttıkça karşıt kuvvet yoksa (kas kuvveti yetersizse, duruş bozukluğu, uzun süreli masa başı çalışma vb varsa) Örneğin: boyunda C3, C4 dediğimiz ortadaki omurlardan üsttekinde sağa doğru rotasyon (dönme hareketi) alttakinde ise sola doğru dönme hareketi gerçekleştiğini düşünelim. Bu hizalanmanın bozulması durumu hem alttaki hem de üstteki omurlara yansır ve başı orta hatta tutmak hayatta kalma mekanizmamız için elzem olduğun için sonuçta boyun bölgesinin tamamında bir hizalanma bozukluğu ya da orta hattan sapma (sağa-sola doğru dönme dizisi) gerçekleşir.

Elbette bu omurlara yapışan kaslarda da gerginlikler oluşacaktır. Bu durum bir osteopat ya da manuel terapist tarafından tedavi edilmezse bu sefer bu boyun omurlarından çıkan sinirler döndükleri tarafın tersindeki kasları aşırı gerecekler ve bu gerginlik bu kasların arasından geçen damar ve sinirlerin sıkışmasına yol açacaktır. Uzun vadede omuz ağrısı, donuk omuz, hareket kısıtlılığı, baş ağrısı, tiroit problemleri, çene ekleminin sıkışması, gece diş sıkma  derken boynun bu bölgesinden mide ve karaciğerin zarlarına giden sinirler geçtiğinden, sıkıştığı tarafa göre ilgili iç organda da aşırı bir uyarıma neden olacaktır.

Bu anlattığım biyomekaniksel yüklenme, bu yolun tam tersi şekilde, öncelikle iç organdan kaynaklanan yansıyan ağrılar şeklinde; boyundan kollara, omuzlara ya da sırta da vurabilir. Bu durumun benzeri  bacaklar, kalçalar, dizler  ve bel omurları için de söz konusu olabilir.

Hamilelik sırasında hormonlar değişiyor, eklemler daha genişleyip esnek hale geliyor, kaslara çok iş düşüyor. (bu yüzden hamilelikte fizyoterapist eşliğinde pilates ya da yoga yapmayı öneriyoruz) Midedeki asit salgısı değişiyor, vücut ağırlığınız artıyor. Biyomekanik yük taşıma anlamında değişiklikler oluyor.

Karnınız ve rahminiz küçücük bir balon kadarken, büyüyerek, şiştiğini kocaman bir top büyüklüğüne geldiğini hayal edin. Hali hazırda çeşitli vücut dokularında gerginlikler bulunan, zorlanmalar olan bir kişi hamile kaldığında organlar ve sistemler üzerine binen yük daha da artar.

İç organlarımız vücutta boşlukta durmuyorlar aslında, yumuşak doku iskeletimiz olan fasya vasıtasıyla kıyafetlerin gardroba asıldığı gibi ona da kemiklerimize ve bağ dokusu ile birbirlerine (iç organlar arasındaki eklemler) asılıyorlar. Bir gardırobun borusuna askı ile kıyafet asıyoruz onun gibi düşünelim; üst rafa akciğerlerimizi astığımızı, tam ortaya kalbimizi astığımızı, bunların altındaki orta büyük rafa da bir açılmış şemsiye yerleştirip onun uçlarına kıvrım kıvrım sosisleri (tahmin edeceğiniz üzere bağırsaklarımız) astığımızı düşünürsek, diyaframın altından diğer iç organlarına as, hepsi böyle askıda duruyorlar.

Kabızlık söz konusuysa, yeterince su içmiyorsanız bir cerrahi geçirdiyseniz karında skar (yara) dokusu varsa, gıda intoleransınız varsa veya  önceden gastroenterit geçirdiyseniz iç organlar arası bağ dokulardaki yapışıklıklar arttıkça yukarıda bahsettiğim askı şeklindeki bağ dokusuna binen yük artar. İç organlarımızda ağrı algı hissi olmadığı için biz iç organlar üzerindeki uyarı arttığında ağrı hissetmeyiz sadece şişkinlik ve basınç hissi olabilir ve bahsettiğim gibi yansıyan ağrı dediğimiz ilgili kaslara, kemiklere, eklemlere ve cilt dokusu üzerinde ağrılar ve gergin bantlar oluşur.

Migrende bir de somatizasyon boyutu da var, düşünsel boyutu (zihinsel boyutta çözümlenememiş problemlerin ilkel beyin tarafından bedene yansıtılması), psikolojik boyutu, davranış paternlerinin çocukken yansıladığımız kaygı, öfke, stresle başa çıkamama gibi durumlarda bedensel tepki verilmesi gibi. Dolayısıyla biz osteopatik fasya tedavileri yaparken bu duyguların dışa vurumu da söz konusu olabiliyor. Burası terapistle danışan arasında güven alanının olduğu bir yer. Burada olan burada kalıyor.

Fasya terapileri hem tıbbi hem de enerjetik teknikler içeriyor. Zorlamaksızın dokuyu dinleyerek, yumuşak şekilde dokuyu takip etmeyi içeren ‘Balancing Ligamenteous Tension’ gibi osteopatik fasya teknikleriyle sıkışık durumda kalmış yapılarda ‘Unwinding’ yani çözülme oluşuyor.

Hamilelik sonrası baş ağrısında-migrende, sırt ağrılarında artış gözlenmesinin altında yatan mekanizmalar osteopatik açıdan şöyle sıralanabilir:

Biyomekanik anlamdaki yük taşıma eksenindeki değişiklikler: karın büyüdükçe ağırlık ekseninin öne doğru kayması.

Vücutta 5 bölgede bulunan ve bizi yatay olarak saran diaframda (zarsı fasyal yapılarda) aşağı yönde oluşan sarkma (ağırlığın artması ve yer çekiminin etkisiyle bazen pelvik tabandaki basıncın artışıyla hemoroid ya da hapşırmayla idrar kaçırma da gözlenebilir ya da hamilelik ya da sezaryen sonrası geçmeyen diz ağrısı ya da topuk dikeni, ayak tabanında ağrı gözlenebilir. Bu durumda da osteopatik değerlendirme ve tedavi yapılması gerekir.

Vücudumuzun o kadar mucizevi bir yapısı var ki kompansasyon mekanizması (ikame etme) diyoruz. Örneğin Torakal-3; göğüs kafesindeki sırtındaki üçüncü omurda bir sola doğru dönme oluştu. Sonra vücut onu  rahat et, orası  batmasın, ağrıya yol açmasın, kişi yaşamını idame ettirsin diye bir üstündeki ve altındaki omurları diğer tarafları döndürerek kişiyi rahat ettiriyor ve biz buna bir fonksiyonel skolyoz oluşmuş diyoruz (çocukluktan gelmeyen egzersizle ve tedaviyle düzeltilebilir tarzda skolyoz).

Spor, düzenli yoga ya da pilates yapıyor olabilirsiniz, sağlıklı beslendiğinizi düşünüyor da olabilirsiniz ancak migren ya da baş ağrısı ya da vücudunuzda bir bölgeden fazla yerde kronikleşmiş ağrılarınız varsa osteopati tedavisi görmenizde fayda var.

Osteopati nedir?

İnsan vücudundaki bütün yapısal sistemlerin birbiriyle ilişkisini bütünsel olarak ele alan bilim dalıdır.

Örneğin kas iskeleti sistemi ağrıları veya fonksiyon bozuklukları sadece kas iskelet sisteminin kendi içindeki bir sorundan kaynaklı olmayıp bir iç organsal, eklemsel-omurgasal ya da bir sinir sistemine ait, dolaşım sistemine ait birtakım fonksiyon bozukluklarının sonucunda ortaya çıkabilmektedir.

See Also

Evimizi kötü enerjilerden nasıl koruyabiliriz.

Aynı zamanda Osteopati; Fasya dediğimiz, Ruh-beden-zihin birlikteliğini aslında sağlayan yeni duyu organımız olan yapının bütün bağlantılarını inceler, fasyel sistemi tanılar ve tedavi eder. Çok büyük bir bilgeliktir.

Fasya; her uzvumuzu, her organımızı, her kemiğimizi saran örümcek ağı gibi bir bağ dokusudur. Nasıl askıya elbiseyi asarsınız, bu fasya’yı da o askı gibi düşünebilirsiniz. O askı dokularında zaman zaman yapışmalar oluyor. Fasyanın içerisinde kendi sinir hücreleri (reseptörler) var ve bu hücreler arasındaki iletişimin hızı beyindeki nöronlar arasındaki sinir ileti hızından 5 kat daha hızlı olarak gerçekleşiyor. Bu reseptörler aynı zamada duygu durumunu da beyinde işlenmeden direk iç organları taşıyan bağ dokusuna, buraların sinirlerinin geldiği sırt ve bel kaslarını saran fasyal yapıya hızla iletildiği için stres durumundaki boyun veya sırt kasılmasının nasıl anında gerçekleştiğini bu mekanizma ile açıklayabiliriz ki bu gerilim tipi baş ağrısının da altında yatan nedenlerden biridir.

Epidural’in Migren üzerinde etkisi var mıdır?

Elbetteki epiduralin bir fonksiyonu var. Duramater dediğimiz şey, beynimizi ve omuriliğimizi saran en dıştaki zar. Bu da bir fasya aslında. Epidural anestezi buraya yapılıyor.

Dura mater (beyin omurilik) zarı içine girerek yapılan anestezik madde  verilişi  oluyor bu. Ama duramater delindiği için sonrasında ağrı oluşturma riski mevcut. Orada fasya dokusunda bir delik açıyor. Maalesef daha ilk doğumu olan, hiç deneyimlememiş kadınlar bile bu yöntemi tercih ediyorlar. Her şeyin doğalında keramet var diyeceğim, elbette zorunlu durumlar hariç. Dura inanılmaz sensitif, hassas bir yapı, o yüzden de buradan bütün o sinir iletisini beyne kadar aktarıyorsun epidural ile.

Bu duramaterin vücudumuzda belli omurlara yapıştığı yerler var. Yani boynumuzda belli bir yerden çıkıyor, çıktığı noktalarda eğer  gerginlik varsa, buradaki kas grubunun fasyası gerildiyse, örneğin; bir şeye sıkıldım ve iyice kasıldım, başlıyor o gerginlik. Diyelim ki boyun noktasından, belli bir noktadan yukarıya doğru vuruyor ve artık o nokta direk beyin zarlarıyla alakalı olduğu için, beynini saran zarları sıkıştırdığı için, kaslardan gelen mekanizma ile her nabız atışını başının içinde ya da şakaklarında, gözünde (ki gözler de duramater’in uzantısıyla kaplı, o yüzden ağrıya çok duyarlı) hisseder hale gelebiliyor kişi.

Ve tabii ki her zaman her kişide bu ağrılar olacak diye bir sonuç yok. Bazı kişiler daha hassas oluyor, daha fazla hissediyor. Bazı kişiler daha bedeni ile bağlantılı değil, daha az hissediyorlar etkisini.

Doğumdan Sonra Migren Ağrısı Neden Olur

“Osteopatik tedavi ile migren ağrıları çözülebilir. Kişinin durumuna göre ilave başka yöntemler de kullanabiliriz.”

Hamilelikte ve hamilelik sonrasında migren ağrısının çözümü nedir?

Hamilelikte ve hamilelik sonrasında osteopatik tedavi ile migren ağrıları çözülebilir. Kişinin durumuna göre ilave başka yöntemler de kullanabiliriz. En başta da söylediğim gibi bütüncül bir yaklaşım ile tedavi sürecini başlatmak ve sürdürmek önemli.

Danışanın nasıl beslenmesi gerektiği kısmını da katıyoruz işin içine, düşünsel boyutta yardımcı olabilmek adına meditasyonu da. Ve tabi egzersiz bu iş için çok önemli bir nokta.

Vücudunda yapışıklık oluşmuş, hassas ve ağrılı hale gelmiş olan noktalar var. Akupunktur noktası olarak biliniyor Çin tıbbında. Son 10 senedir bir çok araştırma yapılarak bulunmuş Fasyal manipülasyon metodu adında bir sistem var. Eğitimini alan çok az kişi var Türkiye’de. Osteopatik fasyal terapiler haricinde Tom Myers-Kas zincirleri ve Fasyal Manipulasyon metodu eğitimi de aldım, gerektiği durumlarda onu da kullanıyorum çünkü herkesin dokusu, yapısı farklı. Kimi kişilerin fasya yapısı derinde sıkışmış durumda oluyor aşırı gergin oluyor onlarda da bu metodu kullanmak gerekiyor.

Yüzeyel fasyasında yapışıklıklar olan kişiler için Ergon therapy tools denen çelik aletlerle fasya masajı yapabiliyorum ya da bazen Dry needling (kuru iğneleme) ya da Meridyen masajı kullanabiliyorum. Bazı durumlarda da Recall healing, beden terapisi yapıyorum. Kişinin ihtiyacına göre bunlar şekilleniyor.

Migren tedavisinde gerektiği durumlarda kinezyoloji de kullanıyoruz. Kinezyolojik kas testleri dediğimiz bir durum var. Bu aslında Çin tıbbının meridyen teorisine dayanıyor. 5000 yıllık kadim bir bilgelik aslında. Bizim konvansiyonel tıpta bilmediğimiz bir durum bu. Bununla ilgili geçen sene yaklaşık 1 senelik bir eğitim aldım. Ve onun üzerine de devam eden hala bir takım farklı eğitimlere devam ediyorum. O da şöyle ki örneğin bir kas ağrısı ile geliyor kişi ya da bir kasta sertlik olabiliyor ya da bambaşka bir rahatsızlıkla dizim ağrıyor diye geliyor ama baktığınız zaman aslında böbrek meridyeninde bir kinezyolojik anlamda enerji düşüklüğü ya da harekette zorluk, güçlük, ağrı gibi semptomlara rastlayabiliyoruz.

Burada aslında şöyle bir durum; Çin tıbbında belli organlardaki enerjinin düşüklüğü çok daha öncesinden belki organda bir bozukluk olmadan 20 yıl öncesinde 30 yıl öncesinde fark edilebilir bir durum oluyor. Bunu da kas testleri ile fark ediyoruz. Kinezyolojik Applied  kinezyoloji deniliyor buna. Doktor James Goodheart tarafından bulunmuş bir yöntem. Hakikaten hem kinezyoloji dediğin zaman hem öyle bir şey ki bu bizim iç organlarımızın enerjetik durumlarını yansıtan meridyenler hakkında bize bilgi veriyor aynı zamanda bir takım belki bilinçaltına itelediğimiz durumlar hakkında da bilgi verebiliyor. O yüzden bunların uygulamasını da yapıyorum ben özellikle tabii ki ağrılar ve bedensel güçsüzlükler ve kuvvetlle alakalı. Kassal kas-iskelet sistemine, organ sistemine dahil olarak bunu kullanıyorum. Bu terapi de çok efektif oluyor. Bir-iki dakika süren bir uygulama sonrası bir anda kaldıramadığımız kolumuz  kalkabiliyor. Bunun da egzersizleri var. Özellikle kişinin evde yapması ve idame ettirilmesi gereken. Onları da ev ödevi şeklinde veriyoruz danışanımıza.

What's Your Reaction?
Bayıldım
6
Beğenmedim
0
Emin Olamadım
1
Heyecan Verici
0
Mutlu
0
View Comments (0)

Leave a Reply

Your email address will not be published.

© 2019 Kadın Gezegeni ⎪ Tüm hakları saklıdır, izinsiz kullanılamaz.

 

Scroll To Top
error: Tüm hakları saklıdır!!